PROF. DR. MEHMET GÖRMEZ, EKONOMİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR MERKEZİNDE (ESAM) İSLAM’IN GELECEĞİ VEYA GELECEĞİN İSLÂM’I BAŞLIKLI BİR KONFERANS VERDİ.

Prof. Dr. Mehmet Görmez, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezinde (ESAM) İslam’ın Geleceği veya Geleceğin İslâm’ı başlıklı bir konferans verdi.

“Günümüzde Müslümanların, gelecek hakkında düşünmesi farz-ı kifayedir.”

Prof. Dr. Mehmet Görmez, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezinde (ESAM), İslam dünyasının gelecek tasavvurunu gölgeleyen sebepler ve istikbalin yeniden inşasına dair İslam’ın Geleceği veya Geleceğin İslâm’ı başlıklı bir konferans verdi.

Mehmet Görmez, sözlerine “İslâm’ı nasıl bir gelecek bekliyor? İslâm gelecekte nasıl şekil alacak? Geleceğin İslâm’ı nasıl olacak? Müslümanların gelecek tasavvuru var mı? Varsa nasıl bir tasavvur, yok ise neden yok?” gibi sorularla başladı.

Ümitsizlik ve karamsarlığın günümüzde İslâm dünyasındaki artışına işaret etti, bilhassa gençlerin geleceğe dair ümitsizliğe itilmesine değindi. “Bir medeniyetin maruz kalabileceği en büyük tehlike gelecek tasavvurunu kaybetmesidir.” dedi.

Ancak dünyada son 30 yılda yaşanan Sovyetlerin yıkılması, Yugoslavya’nın dağılması, sömürgeciliğin sona ermesi gibi büyük hâdiselerin, Demir Perde ülkelerinden Balkanlara, Afrika’dan Avrupa’ya geniş bir coğrafyada Müslüman milletlerin kimliklerini yeniden inşa etme imkânı sunduğuna dikkat çekti, göç hareketlerinin beraberinde getirdiği Müslüman azınlık olgusunun ise Müslümanları “yabancı” coğrafyalarda kimlikliklerini yeniden üretme mecburiyetinde bırakmasına değindi.

Bunun yanı sıra Müslüman coğrafyalardaki vekalet savaşları, medeniyetler çatışması tezleri, İslamofobi dalgası, 11 Eylül Saldırıları, Arap Baharı ve İslami bağımsızlık hareketlerinin başarısızlığa mahkum edilmesiyle İslam dünyasında inanç, anlam, ahlak krizlerine yol açmasına işaret etti. Bütün bunların yanı sıra Müslümanların istikbal tasavvurunu kaybetmesinin dâhilî-haricî pek çok sebebinin bulunduğunu ancak kendisinin, bizatihi dine dayandırılan sebepleri üzerinde duracağını ifade etti.

***

Görmez, istikbal tasavvurumuzu kaybettiren, gelecek tasavvurumuzu gölgeleyen beş sebebini şöyle zikretti: İlk olarak “Ümmet olarak istikbal üzerinde düşünmeyi pek sevmiyoruz. İstikbali, gayb olarak görüyoruz ve gaybı da sadece Allah bilir, diyoruz.” dedi. Halbuki İslam’ın bizlere maziyi, hâli, istikbali birbirine bağlayan çok boyutlu bir zaman tasavvuru, gelecek muhayyilesi sunduğunu belirtti, Rabbimizin, Yüce Kitab’ında “Herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın! (59/Haşr, 18)” ayetinin yarınlar üzerinde düşünmenin vücubiyetini ifade ettiğini hatırlattı. Buna rağmen Batı’da gelecek üzerine stratejiler üreten binlerce müessese kurulduğu hâlde bizlerin İbn Haldûn’un ilmü’l-ümranını bile güncelleyemediğimizi, hatta ilmü’l-istişraf veya ilmü’l-basiret olarak adlandırılan gelecek bilimini ise henüz kuramadığımızı ifade etti.

Görmez, gelecek tasavvurumuzu kaybetmemizin ikinci sebebinin, tarihi takdis-tezyif eksenli yanlış okuma biçimimiz olduğuna dikkat çekti. Üçüncü sebebin ise Müslümanların yanlış sorularla yaptığı Doğu-Batı mukayesesi üzerinden kendilerini bir “geri kalış edebiyatı”na mahkûm etmeleri olduğunu belirtti. Dördüncü sebebin ise Müslümanlar “ahir zaman edebiyatı” üzerinden oluşturdukları kıyamet senaryoları birer itikat hâline getirmeleri, hatta bir “vaat edilen kurtarıcı” beklentisine girmeleri olduğunu zikretti. “İstikbalini gelecek bir kurtarıcıya bağlayan bir ümmetin gelecek tasavvuru olmaz.” dedi.

Son olarak ise medeniyet içi çatışmaların gelecek tasavvurumuzu tahrip eden en önemli sebeplerden biri olduğunu ifade etti.

***

Mehmet Görmez, bütün bunlara karşın ümitvar olmak, gelecek tasavvurumuzu yeniden inşa etmek için de sonsuz imkânımızın olduğuna dikkat çekti. Zira Kerim Kitabımız Kur’an’ın mazide nazil olmuş bir istikbal kitabı, Hz. Peygamber’in de âlemiyet-hâlidiyyet-hâtemiyet vasfı ile bir istikbal peygamberi olduğunu vurguladı. Aynı zamanda İslam’ın inanç esaslarının, varlık-bilgi-insan anlayışının, kıble tasavvurunun da insanlığa maziyi-hâli-geleceği birlikte bir bütün olarak inşa etme imkânı sunduğunu vurguladı.

Ayrıca gelecek tasavvurunu inşa etmede ahlakın olmaz olmaz şart olduğuna işaret etti. “Ahlak bir kemal meselesi değil, bir beka meselesidir.” dedi.

Görmez, son olarak umutsuzluğu en büyük günah sayan Kitab’ın müminleri olarak Kur’an’ın; hayırdan ve iyilikten umudunu yitirmek olan yeis ile gelecek umudunu kaybetmek olan kunutu bizlere haram kıldığını hatırlattı.